Hemoroid Tedavisi

Hemoroid Tedavisi

Hemoroid Nedir?

Hemoroid vücutta bulunan gaz ve büyük abdesttin tutulmasında önemli görevleri bulunan normal anatomik yapıdır. Hemoroid iç ve dış olarak ikiye ayrılır.

Mide bağırsak sistemimiz (gastrointestinal sistem) ağızdan başlayarak anüse kadar uzanım gösteren gıdaların alınması, öğütülmesi ve sindirilmesi gibi hayati fonksiyonları bulunan organlar bütünüdür. Anüs, sindirim sisteminin son bölümünü oluşturmaktadır. Gerek anatomik yapısı gerekse de dışkılama sırasındaki kasılma gevşeme gibi kompleks özellikleri nedeni ile anüs, günlük hayatımızdaki konforumuz üzerinde son derece önemli etkilere sahiptir.

Hemoroidler, bu sistem içerisinde anüs olarak tariflenen alanda yerleşmiş, tüm canlılarda bulunan doğal anatomik yapılardır. Büyük abdest ve gazın tutulması gibi tıpta “kontinens” olarak tariflenen bu mekanizmanın oluşmasında da çok değerli katkıları bulunmaktadır. Bu görevleri nedeniyle musluğun contası gibi düşünülebileceğimiz normal anatomik yapının adıdır, yani hastalık değildir.

Yeni doğan bir bebekte, ileri yaşlı bir bireyde de normal şekilde bulunmaktadır. Genel cerrahi pratiğinde kanama, sarkma veya pıhtı oluşumu gibi bir hastalıklı durum olduğunda mevcut tablo “hemoroidal hastalık” olarak ifade edilmektedir. Yapıları itibariyle venöz (toplar damar) kan damarları topluluğu olarak da tanımlanabilirler.

Damarsal yapılardan oluşmuş olmaları bu yapı ile ilgili yaşanılan sorunlarda hastanın kanama yakınmasının olmasının da mantığını ortaya koymaktadır. Sunumun ilerleyen bölümlerinde anlatılacağı üzere bu damarsal yapılar içerisinde kan göllenmesine bağlı tromboz (pıhtı) oluşumu da yine aynı mantık içerisinde oluşmaktadır.

Ağızdan anüse kadar tüm mide bağırsak sistemi “mukoza” adı verilen, ıslak-nemli bir tabaka ile örtülüdür. Bu tabaka sindirilen gıdaların emilmesini sağlamakta ve aynı zamanda gıdaların ilerletilmesini sağlayan kas tabakasının da üzerini örtmektedir.  

Normal dışkılama mekaniğinde ıkınmakla birlikte anal kanaldaki tüm yapılar, belirli oranlarda aşağıya doğru uzanım-sarkma göstermektedir. Bu hastalığın olmadığı sağlıklı bir bireyde normal olarak kabul edilir. Bu sarkma sırasında hemoroidler de içeriden dışarıya doğru kısmi yer değişikliği göstermektedirler. Hastalık durumunda ise bu sarkma yakınması daha belirgin hale gelmektedir.

 

Hemoroid Tanımı

Halk arasında basur olarak da bilinen hemoroidler bir hastalık olmayıp vücudumuzda bulunan ve gaz-gaita tutulması, büyük abdest sızıntısının önlenmesi gibi önemli fonksiyonları olan içerisinde damarsal ağlar barındıran normal anatomik yapılardır. Hayat konforu üzerine direk etkili bu görevleri nedeniyle tedavisi hassasiyetle ele alınmalı hele hele ameliyatla bu yapıların çıkarılması yönünde karar verirken çok daha dikkatli olunmalıdır.

Bazen bu anatomik yapıdan kaynaklanan ıkınma ile dışarı çıkma-sarkma, damarlarda oluşan tahribat ve yırtılmaya bağlı olarak kanama gibi şikayetler oluşabilmekte ve mevcut durum hemoroid değil “Hemoroidal Hastalık” olarak isimlendirilmektedir.

Anüs dışında bulunan yastıkçıklardan kaynaklanan hemoroidal hastalıkta en belirgin şikayet hastanın eline gelen, oturmakta / hareket etmekte güçlük çekmesine neden olan ağrılı şişliklerdir. Bu durum sıklıkla hemoroidal pakenin içerisindeki kanın pıhtılaşması nedeniyle oluşur ve “Tromboze hemoroidal hastalık” olarak isimlendirilir.

İç hemoroidal hastalık da ise makatın iç bölümünde bulunan yastıkçıklardan kaynaklanır. Hastalarda en sık dışkılama sırasında ortaya çıkan ağrısız, parlak kırmızı renkli taze kanama, makatta “meme oluşumu” olarak ifade edilen, hastanın kendisinin tuvalet esnasında iterek içeriye soktuğu çıkıntıların oluşumu şikayetleri görülür.

Bu aşamada gerekli önlemler alınmaz ise hastalığın ilerleyen dönemlerinde makattan sarkan pake hasta tarafından içeri itilemez ve buna bağlı olarak büyük abdest sızıntısı (makatta kaşıntı) hijyen sorunları da şikayetlere eklenir.

Tedavi hastalığın evresine göre gerçekleştirilir. Diyet uygulamaları, kabızlığı engelleyen yaklaşımlar ve ilaçla tedavi, ilk evrelerde tamamen hastalığı ortadan kaldırabilme özelliğine sahiptir. İleri evrelerde ve hatta gereklilik halinde yapılacak ameliyattan sonra da bu uygulamalara mutlaka devam edilmelidir.

Anal bölgenin son derece hassas ve ağrıya duyarlı bölge olması nedeniyle hemoroidal hastalığın tedavisi, dikkatle ele alınmalıdır. Ameliyatla gerçekleştirilebilecek yanlış uygulamanın, ardından başkaca ameliyatların uygulanmasını gerektirecek ve kişinin ömür boyu muzdarip olmasına sebep olabilecek bir dizi soruna neden olabileceği unutulmamalıdır.

 

İç Hemoroid Nedir?

Anüs, sindirim sisteminin son bölümünü oluşturmaktadır. Gerek anatomik yapısı gerekse de dışkılama sırasındaki kasılma gevşeme gibi kompleks özellikleri nedeni ile anüs, günlük hayatımızdaki konforumuz üzerinde son derece önemli etkilere sahiptir. Hemoroidler, anüs olarak isimlendirdiğimiz bu yapı içerisinde bulunan damarsal oluşumlardır. Makatın tam kapanması ve bu sayede gaz ve gaita (dışkı) kaçırılmasının engellenmesi gibi çok önemli görevleri bulunmaktadır.

Hemoroidler iç ve dış olarak ikiye ayrılmaktadır. Günlük pratikte makattan sarkması, elle içeriye itilmesi ve kanama gibi yakınmalarının olması nedeniyle iç bölümde yer alan pakeler ile daha sık karşılaşılmaktadır.

İçte yer alan pakeler anüsün hemen içerisinde yer alırlar ve dışarıdan bakı ile görülmezler. Ancak hastalanmaları durumunda sarkma meydana gelir ve bunlar dışarıdan görülebilir hale gelirler.

Genel görüntüsü, birbirine sarılmış ince damarsal yapılar şeklinde olan iç hemoroidler normal bir bireyde sırt üstü yatar pozisyonda saat 3-7-11 hizalarında tomurcuk şeklinde yerleşik bir şekilde bulunurlar. Bu tomurcuk şeklinde bulunan kan damarları, toplar kan damarı özelliklerine sahiptirler. Kabızlık, aşırı ishal, posadan zayıf besinler ile beslenme, mayalı içkilerin sıkça tüketilmesi gibi durumlarda bu damarsal yapılarda şişme (ödem) ve gerginlik meydan gelebilmektedir.

Mevcut durumun düzelmesi ile bu ödem herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmaksızın kendiliğinden gerilemekte ve sorun çözülmektedir. Bazen de bu durum kronik (uzun süreli) bir seyir göstermekte ve bu pakelerde (basur) sarkma ve kanama gibi şikayetler ortaya çıkabilmektedir.

İç hemoroidlerdeki hastalığın ilk belirtisi kanamadır. Genellikle büyük abdest ile ya da büyük abdestin hemen sonrasında makattan damla damla şeklinde kanama meydana gelmektedir. Kanama hastalığın erken dönemdeki ilk belirtisi olarak görülmektedir pakenin makatın dışarısından görülebilir (sarkmaya bağlı) hale gelmesi hastalığın ilerlediği anlamına gelmektedir.

 

Dış Hemoroid Nedir?

Anüs, sindirim sisteminin son bölümünü oluşturmaktadır. Gerek anatomik yapısı gerekse de dışkılama sırasındaki kasılma gevşeme gibi kompleks özellikleri nedeni ile anüs, günlük hayatımızdaki konforumuz üzerinde son derece önemli etkilere sahiptir. Hemoroidler, anüs olarak isimlendirdiğimiz bu yapı içerisinde bulunan damarsal oluşumlardır. Makatın tam kapanması ve bu sayede gaz ve gaita (dışkı) kaçırılmasının engellenmesi gibi çok önemli görevleri bulunmaktadır.

Hemoroidler iç ve dış olarak ikiye ayrılmaktadır. Günlük pratikte makattan sarkması, elle içeriye itilmesi ve kanama gibi yakınmalarının olması nedeniyle iç bölümde yer alan pakeler ile daha sık karşılaşılmaktadır. Bazı durumlarda ise içeriden dışarıya doğru olmayıp makata yakın cilt üzerinde ortaya çıkan ani başlangıçlı bu şişlikler olabilmekte ve bu şişlikler “dış hemoroid” adını verdiğimiz anatomik yapılardan kaynaklanmaktadır.

Makatın hemen dış bölümünde kritik bir alan bulunmaktadır. Tıpda “Anoderm” olarak ifade edilen bu bölge ter ve kıl bezleri barındırmayan son derece hassas alandır. Dış bölümde yer alan pakeler normal cilt altı lokalizasyonunda tamda bu alanında yerleşik olarak bulunmaktadırlar. Normal durumda dışarıdan bakı ile görülmezler.

Genellikle aşırı ıkınma, uzun süren ishal, çok uzun süre oturarak çalışma ve bazen de ağır egzersiz (ağırlık kaldırma şeklinde yapılan) sonrasında makatta anoderm adı verilen bu hassas alanda ani başlayan şişlik şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu durum tıpta “peri anal hematom” ya da “Akut tromboze eksternal hastalık” olarak ifade edilmektedir.

Günlük pratikte sıkça karşılaşılan iç hemoroidlere bağlı olarak görülen kanama ve sarkma gibi yakınmalardan ziyade bu hastalıkta şişlik ve bu şişliğe bağlı ağrı yakınması daha ön planda olmaktadır.

Doğal sürecine bırakıldığında yaklaşık 1-3 hafta gibi bir süre içerisinde bu kan pıhtısı öncelikle yumuşamakta, sonrasında ise geride cilt katlantısı bırakarak ortadan kaybolmaktadır. Başlangıç döneminde basitçe yapılacak bir cerrahi müdahale ile ortadan kaldırılması sağlanabilirse ilerleyen dönemlerde hastalık nüksü de (en azından bu alanda) ortadan kalkmaktadır.

 

Hemoroid Belirtileri Nelerdir?

Üç önemli belirti bulunmaktadır. Bunlar kanama, sarkma (şişlik) ve ağrıdır. Bu üç belirti şikayetlerin iç ya da dış pakeler kaynaklı olmasıyla ve hastalığın o anki evresiyle direk ilişkilidir.

Kanama: Tuvaletten sonra damlama şeklinde olan bazen yırtılmış olan pakesinin (memesinin) büyüklüğüne bağlı olarak fışkırma tarzında da olabilen kanamadır.

İç hemoroidlerin derecelendirilmesini sağlayan ve 1’den 4’e kadar yapılan evrelendirme de tüm evrelerde kanama görülmektedir. Kanama yakınması özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda çok daha belirgin ve uzun süreli olabilmektedir.

Sarkma: İçte yer alan pakelerin makattan dışarı sarkmasıyla oluşan yakınmadır. Normal dışkılama içerisinde ıkınmakla olandan çok daha fazla miktarda sarkma durumu söz konusudur. Sarkmanın derecesi evrelendirmeyi de sağlamaktadır.

Ağrı: Basur hastalığında eğer tromboze dış basur varsa veya iç basurlardan kaynaklı bir tromboz yani pıhtı oluşumu söz konusu ise ağrı da oluşmakta eğer bu durumlar yok ise ağrı sık görülen bir belirti olmamaktadır.

Anal bölgede özellikle dışkılama sonrasında ortaya çıkan ve saatlerce devam eden ağrı, genellikle akut anal fissüre (makat çatlağı) bağlı olarak görülmektedir. Bu hastalıkta makatın hemen dışında ciltte bir katlantı da oluştuğu için bu durum hastalarımız tarafından meme oluşumu olarak hissedilerek basur hastalığı ile karışmaktadır.

Kaşıntı: Basur hastalığında sık görülen diğer belirtidir. Dışarı sarkan pakeye (memeye) bağlı olarak anal kanal içerisinden akıntı olmakta ve bu durumda kaşıntıya neden olmaktadır.

 

Hemoroid Tanı Nasıl Konur?

Fiziki muayene tanı konması için genellikle yeterlidir. Kanama, sarkma ağrı ve kaşıntı gibi yakınmaları olan hastaların yapılacak muayenelerinde hastalığın tanısı konulabilmekte bundan sonraki aşamada bu hastalıkla karışabilecek diğer hastalıkları ekarte etmek için bir dizi inceleme yapılmaktadır.

Makattan sarkma ya da hastalarımızın ifadesiyle meme oluşumu dışarıdan rahatlıkla görülebilecek durumdur. Bu muayene esnasında kullanılacak anaskop adı verilen cihaz ile iç bölümde yer alan pakelerin durumu net bir şekilde görülerek değerlendirilebilir. Aynı zamanda bu cihazlarla müdahale etme imkanı da söz konusudur.

Genellikle uzun süre tedavisiz bırakılmış olan hastalarda sarkma ilerler ve iç ve dış hemoroidler birlikte (kombine) bir sarkma pozisyonu gösterirler. Bu hastalarda da dikkatli bir inceleme ile mevcut durumun bir makat sarkması (prolapsus ani) olup olmadığı da gerekirse hastanın muayene sırasında ıkındırılması ile dikkatlice konulmalıdır.

Hastanın muayene esnasında ıkındırılması eğer bu sağlanamıyorsa verilecek küçük bir lavman uygulama sonrasında dışkılamanın hemen akabinde inceleme yapılması hastalığın objektif biçimde değerlendirilebilmesi için önem taşımaktadır. Bu şekilde sarkan pakeler, pakelerin üzerinden olan kanamalar net şekilde değerlendirilebilmektedir. Unutulmamalıdır ki doğru bir evreleme yapılması hastalığın doğru bir şekilde tedavi edilebilmesi için kritik önem taşımaktadır.

Hastanın tanısı konduktan hemen sonra, ayırıcı tanıda şikayetleri arasında büyük abdest ile kanama yakınmalarının görüldüğü kolon ve rektum kanserlerinin olmadığının gösterilmesi gerekmektedir. Bu amaçla hastalık nedeniyle tedavi edilecek olan tüm hastalar kolonoskopik olarak değerlendirilerek eşlik eden olası kanser durumunun varlığı ekarte edilmelidir.

 

Hemoroid Tedavi Yöntemleri

Hemoroid vücudumuzda bulunan gaz ve büyük abdesttin tutulmasında önemli görevleri bulunan normal anatomik yapıdır. Uzun süren kabızlık, ishal, lifden fakir beslenme kötü tuvalet alışkanlıkları gibi durumlarda kanama ve sarkma (meme oluşumu) meydana gelir yani hemoroidal hastalık ortaya çıkar.

Hastalığın öncelikli tedavisi diyet düzenlemeleri, tuvalet alışkanlıklarının düzeltilmesi ve medikal tedavidir.

Medikal tedavide kullanılabilecek birçok ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçlar arasında toplar damar kan dolaşımını artırıcı ve damar duvarında kalınlaşma sağlayan ilaçlar hastanın semptomlarının azaltılmasında etkin biçimde kullanılabilir.

Tüm bu uygulamalar kombine şekilde yapıldığında önemli oranda hasta cerrahi tedaviye ihtiyaç olmaksızın iyileşmektedir. Ancak bu uygulamalara rağmen sebat eden hastalıkta cerrahi tedavi gündeme gelmektedir.

 

Hemoroid Cerrahi Tedavisi

Lazerle Hemoroid Tedavisi »

Hemoroid Lastik Bant Ligasyonu Yöntemi »

Hemoroidal Arter Ligasyonu Yöntemi »

Klasik Hemoroid Ameliyatı »

Hemoroid Tedavisinde Doppler Guided Lazer (HeLP) Yöntemi »

 

Hemoroid Acısını Ne Dindirir?

Makat bölgesinde abiden şişlikler ile başlayan ağrı genellikle ödemli basur memesine ait olabilir. Ödemli basur memesi ile başlayan süreç zaman içerisinde makat kaslarındaki spazmın (kasılma) da eklenmesiyle kısır bir döngüye dönüşür. Mevcut ödem spazm nedeniyle düzelmez ve ödemin artması ile spazmda da daha ciddi miktarda artış meydana gelir.

Bu tür bir ağrının azaltılmasında en etkili uygulamalardan biri sıcak su uygulamalarıdır. Duş başlığı kullanılarak banyoda çömelerek yapılan devamlı sıcak su uygulaması ile spazm gevşer ve ödem de azalma meydana gelerek kısır döngü kırılır.

Diğer uygulama ağrı kesici ve ödem çözücülerin kullanımıdır. Anal bölgede oluşabilecek en küçük bir ödem kendisini ciddi konfor bozukluğu ve ağrı olarak gösterir. Bu nedenle basur acısının dindirilmesinde ödem çözücülerin ciddi katkısı olmaktadır.

Gaita yumuşatıcılar başlangıçta oluşan ağrının hafifletilmesinde etkin bir biçimde kullanılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta hastanın kabızlığını engellemek için yapılacak uygulamalar sırasında hastanın ishal olması da en az kabızlığı kadar ağrı şikayetinin oluşmasında etkili olacaktır.

Orta vadede diyet düzenlemeleri (posadan zengin gıda ile beslenme) bol su içme ve egzersiz normal büyük abdest yapılamasını sağlayarak ağrının geçmesi üzerine etkili olacaktır. Ayrıca özellikle ağrının olduğu durumlarda tuvalette uzun süre vakit geçirme ve sıkışmadan tuvalete gitme ağrının artmasına neden olmaktadır. Bu konularda gösterilecek hassasiyet ağrının azaltılması konusunda etkili olacaktır.

 

Hemoroid Ağrısına Ağrı Kesici İyi Gelir Mi?

Basur hastalığında özellikle tromboz (pakenin içerisinde kan pıhtısı) olduğu durumlarda ağrı ortaya çıkabilmektedir. Hemoroidal hastalığın bir damar hastalığı olduğu ve mevcut ağrılı durumda dikkatsizce kullanılacak ağrı kesicinin kan sulandırıcı etkileri nedeniyle kanama yakınmalarının artmasına neden olabileceği akılda tutulmalıdır. 

Kullanılacak ağrı kesicilerin ödem çözücü etkisi (Antiinflamatuar) daha belirgin olan ve kanama zamanını uzatmayacak olanlarından seçim yapılmaktadır.

Akut tromboz yani akut basur hastalığı durumunda ağrı kesici bazen kalçadan enjeksiyon yoluyla da yapılmaktadır. Bu durumda yapılacak diğer önlemlerle birlikte pakedeki ödem daha hızlı biçimde kontrol altına alınabilmekte ve ağrı da daha etkin biçimde yönetilebilmektedir.

Ağız yoluyla alınacak ya da enjeksiyon yoluyla yapılacak ağrı kesici uygulamalarından ziyade lokal olarak etkili, anestezik madde içeren krem şeklinde kullanılabilen ilaçların da olduğu akılda tutulmalıdır.

 

Hemoroid Ameliyat Olunmazsa Ne Olur?

Her basur hastalığı mutlaka ameliyat olmak durumunda değildir. Hastalığın birçok tedavi biçimi bulunmaktadır. “Ameliyatla tedavi” diyet ve tuvalet alışkanlıklarının düzeltilmesi ve medikal tedaviye rağmen devam eden semptomlar varlığında gündeme gelir.

Hastalığın tedavisinde yeterli oranda önlem alınmaması, bu konuda yapılacak diyet düzenlemeleri ve tuvalet alışkanlıkları değişikliklerine yeterince riayet edilmemesi durumunda hastalık ilerleyecek ve ameliyat sürecine gidecektir. Öncelikle sadece kanama yakınması olan basur hastasında mevcut şikayetlerine sarkma da eklenecektir.

Sarkan pake (meme) başlangıçta ıkınmakla birlikte kendiliğinden anal kanala girip çıkabilirken hastalığın ilerleyen dönemlerinde ancak hastanın kendi itmesiyle içeri girebilir hale (Evre 3 hastalık) gelecektir. Bu süreçte tedavisiz geçilirse artık tüm pakelerinin dışarıda olduğu ve içeriye girmeyen hastalık (Evre 4) ortaya çıkacaktır.

Erken dönemde alınacak ameliyat kararı ile ofis prosedürleri olarak da isimlendirilen yöntemlerle hastalık hastaneye yatma gerektirmeyecek şekilde ağrısız olarak ortadan kaldırılabilmektedir.

 

Önceki BlogHemoroid Tedavisinde Doppler Guided Lazer (HeLP) Yöntemi